Bahadır BAŞ
Ordu SMMM Odası Sekreteri
bahadirbas@hotmail.com
iletisim@bahadirbas.com

MALİYEDEN GÖRÜŞ İSTEMEK ÜCRETE TABİ

 

            Torba yasa TBMM de geçen hafta kabul edildi. Hoş yasanın torbası mı olur dediğinizi duyar gibiyiz. Torba yasa konusunu Tevfik GÜNGÖR, Dünya Gazetesindeki 26.07.2010 tarihli yazsısında şu şekilde değerlendirmektedir. “Kanun  halk için çıkarılır. Milletin temsilcileri millet için kanun yapar. Yapılan  kanunda halkın haberi olması gerekir. Halkın haberi olmadığı kanun kanun değildir. Her kanunun bir başlığı, bir maddesi olur. Kanunlar bu başlığa ve maddeye göre  aranır, bulunur. Torba kanun denilen bir kanun şekli ortaya çıktı. Herhangi bir konuda bir kanun çıkarılırken, bu kanunun kuyruğuna  farklı konularda  çok sayıda  madde ekleniyor.”  Bize göre de çıkarılan her kanunun kendine özel bir başlığı, bir adı ve numarasının bulunması gerekir. Kanunun torbası olur mu hiç ? …

Torba kanun çıkarma usulü ile ilgili görüşlerimizi sizlerle paylaştıktan sonra biz konumuza dönelim. Geçen hafta TBMM kabul edilen Torba yasada “Gelir Vergisi ile Bazı Kanun ve Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda” vergi mükelleflerini ve çalışanları ilgilendiren pek çok değişiklik mevcut. Bu değişiklikler içerisinde bence en önemlisi, Maliyeden görüş istenmesinin ücrete bağlanmasına ilişkin maddedir.

Pek çok vergi yasası çıkartıldıktan sonra tebliğ ile sirküler ile desteklenmekte, kanunun anlaşılmayan pek çok hususu detaylı bir şekilde açıklanmaktadır. Hatta bazen uygulamada öyle sorunlar çıkmaktadır ki bu tür durumlar ne kanunda ne tebliğde ne de sirkülerde yer almamaktadır. Bu gibi durumla karşılaşan vergi mükellefleri bağlı bulundukları Defterdarlığa bir dilekçe ile baş vurmakta kendi özel durumlarını anlatmakta ve bu durumda nasıl bir uygulama yapılması gerektiği konusunda idareden bilgi istemekte. Kendilerine verilen yazılı cevaba göre de işlem tesis etmekteydiler. Bu sistemin adı ise özelge (mukteza) talep etme sistemi idi.

Çıkartılan torba yasada Harçlar Kanununda yapılan bir düzenleme ile sirküler ve özelge talepleri harca bağlanmaktadır.

Vergi Usul Kanunu, Gelir İdaresi Başkanlığı veya yetkili kıldığı makamlara mükellefleri vergi uygulamaları bakımından bilgilendirme görevi yüklemiştir. Kanunen yüklenmiş olan bir görevin ifası karşılığında para istemesi bir nevi hizmet satışı anlamına gelmektedir ki, bu da hem mükellef haklarına, hem de idare hukukunun temel ilkelerine aykırı düşmektedir. Kaldı ki, vergi uygulamaları konusunda mükellefi bilgilendirmek Gelir İdaresi Başkanlığının temel görevidir. Dolayısıyla varlık sebebi mükellefi bilgilendirmek olan başkanlığın görevi gereği vermesi gereken bilgiyi bir nevi ücrete bağlaması, varlık sebebinin tartışılmasına neden olduğu gibi vergiye gönüllü uyum politikasına da ters düşmektir.

Özelge taleplerine ilişkin harç tutarları da şu şekilde belirlenmiştir:

- Sermaye şirketleri: 2.000 TL

- Dar mükellef gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri: 1500 TL

- Sermaye şirketleri dışındaki birinci sınıf tüccar ve serbest meslek erbabı: 1000 TL

- İkinci sınıf tüccarlar : 200 TL.

Bu konu uzun bir süredir tartışılmaktaydı. OECD ülkelerinin pek çoğunda ‘her konuda özelge\\\\\\\\\\\\\\\' sisteminden ‘sınırlı konularda özelge\\\\\\\\\\\\\\\' sistemine geçilmiş ve her konuda özelge verilebilmesi usulü terk edilmiştir. Tasarı ile ‘her konuda özelge\\\\\\\\\\\\\\\' sistemi sürdürülmekle birlikte, pek çok OECD ülkesinde olduğu gibi, özelgenin harç karşılığı verilmesi kabul edilmiştir.

Ancak unutulmamalı ki Avrupa ülkeleri ve ABD’de vergi kanunları bizim ülkemizdeki gibi yılda 3-4 defa değişmemektedir. Bizim ülkemizde mevzuat sürekli değiştiğinden uzmanlar bile vergi kanunlarını takip etmek ve anlamakta zorlanmaktadırlar.Bu nedenle de sık sık tereddütlü hususlar yaşanmamaktadır.

Belirlenen harç tutarları (veya özelge talep ücret tarifesi diyebilirz) ülkemizin ekonomik koşullarına göre oldukça yüksektir. Özlege talep harcının yüksek olmasının bir başka sonucu da artık maliyeden görüşü, parası olanlar isteyebilecektir. Ekonomik zorluk çeken işletmeler vergi yasaları ile ilgili karşılaştıkları sorunları kendileri veya müşavirleri aracılığı ile çözmenin yollarını arayacaktır. Bu durum ise mükellefler arasında haksız bir rekabet yaratacaktır.